| |
Sevgili üye ve takipçiler,
Gün geçtikçe gelişen ve büyüyen forumumuzun tarihte bugün sayfasını hakettiğini düşünerek bu sayfayı açmaya karar verdim. Yaşanan tarihi olaylar ve gelişmelerle ilgili <okumak isteyenlerin olacağını düşünerek> sayfadan paylaşımlar yapacağım. Hepimizin çok sevdiği ve yeri doldurulamayan güzel insan Barış Manço'dan naklen, ''Geçmişini bilmeyen bu gününü anlayamaz ve geleceğine yön veremez.'' sözüyle konumuzu açıyorum. Sizlerin de paylaşımlarını sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Takipçilerimizin de bol bol ziyaret edeceği bir sayfa olacağını düşünüyorum.
Sayfa hayırlı olsun kardeşim. Güzel yazılarla doldurmak nasip olsun insallah.
21 Mart 1971'de Anadolu halk ozanlarının en önemli isimlerinden biri olan Aşık VEYSEL 78 yaşında hayata veda etti.
Çocuk yaşta geçirdiği çiçek hastalığı nedeniyle gözlerini kaybeden Aşık Veysel, babasının oyalansın diye ona aldığı bağlamayla önceleri diğer halk ozanlarının türkülerini çalmaya başladıysa da, daha sonraları, hemen herkesin bildiği, halen dillerde olan, zamanın ötesinde eserlerini oluşturdu. Halk ozanlarının son temsilcilerinden olan Veysel ŞATIROĞLU'nu, halk arasındaki ismiyle Aşık VEYSEL'i rahmetle anarak, mana ve derinlik olarak zamanın ötesinde iki eserini sizlerle paylaşıyorum. Uzun İnce Bir Yoldayım Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldeyim Gidiyorum gündüz gece Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece Uykuda dahi yürüyorum Kalmaya sebep arıyorum Gidenleri hep görüyorum Gidiyorum gündüz gece Kırk dokuz yıl bu yollarda Ovada dağda çöllerde Düşmüşem gurbet ellerde Gidiyorum gündüz gece Düşünülürse derince Irak görünür görünce Yol bir dakka mıkdarınca Gidiyorum gündüz gece Şaşar Veysel işbu hale Gah ağlaya gahi güle Yetişmek için menzile Gidiyorum gündüz gece Aşık Veysel Kara Toprak Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sâdık yârim kara topraktır Beyhude dolandım boşa yoruldum Benim sâdık yârim kara topraktır Nice güzellere bağlandım kaldım Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum Her türlü isteğim topraktan aldım Benim sâdık yârim kara topraktır Koyun verdi kuzu verdi süt verdi Yemek verdi ekmek verdi et verdi Kazma ile döğmeyince kıt verdi Benim sâdık yârim kara topraktır Âdem'den bu deme neslim getirdi Bana türlü türlü meyva yedirdi Her gün beni tepesinde götürdü Benim sâdık yârim kara topraktır Karnın yardım kazmayınan belinen Yüzün yırttım tırnağınan elinen Yine beni karşıladı gülünen Benim sâdık yârim kara topraktır İşkence yaptıkça bana gülerdi Bunda yalan yoktur herkes de gördü Bir çekirdek verdim dört bostan verdi Benim sadık yârim kara topraktır Havaya bakarsam hava alırım Toprağa bakarsam dua alırım Topraktan ayrılsam nerde kalırım Benim sâdık yârim kara topraktır Dileğin varsa iste Allah'tan Almak için uzak gitme topraktan Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan Benim sâdık yârim kara topraktır Hakikat ararsan açık bir nokta Allah kula yakın kul da Allah'a Hakkın gizli hazinesi toprakta Benim sâdık yârim kara topraktır Bütün kusurumuzu toprak gizliyor Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor Kolun açmış yollarımı gözlüyor Benim sâdık yârim kara topraktır Her kim ki olursa bu sırra mazhar Dünyaya bırakır ölmez bir eser Gün gelir Veysel'i bağrına basar Benim sâdık yârim kara topraktır Aşık Veysel
Beğenenler:
• adakar, Burak1980,
Tarihte yüzyıllardır kutlanan bir gün olarak ben de nevruz bayramının bilemiyorum kaçıncı yıl kutlaması olduğunu not etmek isterim. Kışın bahara döndüğü gün olarak asırlardır kutlanan bu güzel gününüzü kutluyorum.
(03-21-2019, 12:30 PM)Xooner Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Tarihte yüzyıllardır kutlanan bir gün olarak ben de nevruz bayramının bilemiyorum kaçıncı yıl kutlaması olduğunu not etmek isterim. Kışın bahara döndüğü gün olarak asırlardır kutlanan bu güzel gününüzü kutluyorum. Diğer bir adıyla gün dönümüdür. 21 Mart: Gece ve gündüz eşit olur, bizim bulunduğumuz kuzey yarım kürede ilkbahar başlar. 21 Haziran: En uzun gündüz, en kısa gece. Yaz mevsimi başlar (Kuzey yarım kürede) 23 Eylül: Gece ve gündüz eşit olur. Yaz biter, sonbahar başlar. (Kuzey yarım kürede) 21 Aralık: En uzun gece, en kısa gündüz. Kış mevsiminin başlangıcı. (Kuzey yarım kürede)
25.03.2009'da Muhsin YAZICIOĞLU Aramızdan Ayrıldı
Muhsin Yazıcıoğlu (31 Aralık 1954, Elmalı, Şarkışla - 25 Mart 2009, Göksun), Türk Siyasetçi, Veteriner hekim ve Ülkücü lider. Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı, 19. 20. ve 23. dönem TBMM Sivas milletvekili ve Büyük Birlik Partisi'nin kurucusu ve ilk genel başkanıdır. 25 Mart 2009 tarihinde helikopter kazasında Kahramanmaraş'ta şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. *Alıntı Siyasi kimliğinin yanı sıra şair kimliğiyle de ön plana çıkan Yazıcıoğlu'nu rahmetle anıyor, Mamak ceza evinde yazdığı, vefatından sonra adeta simge haline gelen ÜŞÜYORUM şiirini sizlerle paylaşıyorum. ÜŞÜYORUM Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum Gözlerim parke parke taş duvarlarda Açılıyor hayal pencerelerim Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum Kekik kokulu koyaklardan aşarak Güvercinler ülkesinde dolaşıyor Bir çeşme başı arıyorum Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp Mis gibi nane kokuları arasında Ruhumu dinlemek istiyorum Zikre dalmış her şey Güne gülümserken papatyalar Dualar gibi yükselir ümitlerim Güneşle kol kola kırlarda koşarak Siz peygamber çiçekleri toplarken Ben çeşme başında uzanmak istiyorum Huzur dolu içimde Ben sonsuzluğu düşünüyorum Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum Durun kapanmayın pencerelerim Güneşimi kapatmayın Beton çok soğuk, üşüyorum.. Muhsin Yazıcıoğlu
(03-25-2019, 09:49 AM)UzzMaNN Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Muhsin YAZICIOĞLU 25.03.2009'da Aramızdan Ayrıldı Rabbim Mekanını Cennet Eylesin İnşaAllah..
27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
Sahne sanatlarının insanları bir araya getirici gücünü kutlamak, seyirciyle daha iyi bir iletişim kurmak ve insanlar arasındaki anlayış ve barışı artırmak amacıyla Uluslararası Tiyatrolar Birliği tarafından 1961'de kurulmuştur. Türk tiyatrosunda Hasan Efendi, İsmail Dümbüllü, Gazanfer Özcan, Sadri Alışık, Münir Özkul, Erol Günaydın, Müşfik Kenter, Nejat Uygur, Tekin Akmansoy, Suna Pekuysal, Muhsin Ertuğrul, Afife Jale, Adile Naşit, Halit Akçatepe, Haldun Dormen, Tuncel Kurtiz, Nevra/Metin Serezli, Gönül/Ülkü Özcan, Erdal Özyağcılar, Levent Kırca, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Ferhan Şensoy ve ismini sayamadığımız, hafızalarımızda hepsinin ayrı yeri olan duayenlerdir. Ayrıca bu hafta Kütüphaneler Haftası olarak kutlanmaktadır.
Beğenenler:
• adakar, AZOR, Burak1980, Captmehmet, Hasan_iSTANBUL, mehmet karsever, Snowsedat, snowserkan
10 Nisan 1845 Türk Polis Teşkilatı Kuruldu
Bugünkü adıyla Emniyet Genel Müdürlüğü, rütbeleri polis memurluğundan başlayıp emniyet genel müdürlüğüne kadar uzanan, tüm il ve ilçelerde örgütlenmiş, sahil ve denizlerde görevini askeri polis olan Sahil Güvenlik, kırsalda ise görevini askeri polis olan jandarmaya bırakmış, kentte ise görevi kendisi yöneten iç güvenlikten sorumlu devlet teşkilatıdır. 10 Nisan 1845 tarihinde kurulmuştur. Polis tarihi Türk tarihi ile başlamıştır. Tarih boyunca çeşitli devlet kurmuş olan Türkler kamu düzeni ve güvenliğini ulusal savunma ile birlikte yürütmüşlerdir. Eski Türkler'de kamu düzen ve güvenliği işleri Subaşı'lar tarafından belli yasalara uygun olarak yürütülmüştür. Oğuz Han'ın Oğuz Türesi, Cengiz Han'ın Uluğ Yasası, Timur'un Tüzükkatı o devirlerin belli başlı hukuk kuralları örnek olarak gösterilebilir. Görevleri Genel emniyet ve asayişin sağlanmasına yönelik hizmetlerin ilgili mevzuata uygun olarak yürütülmesini sağlamak, Asayiş suçundan toplumun nasıl korunacağı hakkında halkın bilgilendirilmesi, çocukların ve gençlerin suça yönelmelerini ve suçta kullanılmalarını önleyici tedbirlerin alınması hizmetlerini yürütmek, Asayiş suçları hakkındaki bilgi ve istatistikleri değerlendirmek, suç analizi yapmak veya yaptırmak ve bunları değerlendirerek asayiş suçlarının önlenmesi için suçla mücadele yöntemlerini belirlemek, taşra teşkilatının çalışmalarına yön vermek ve toplumun her zaman için Türk polisine güvenmesini sağlamaktır. Bu görevlerin uygulama sahası, ilgili yönetmelik uyarınca il ve ilçe belediye sınırlarının içidir. Görev Çeşitleri; Trafik Polisi Deniz Polisi Motosikletli Polisler Hava Polisi Çocuk Polisi Terörle Mücadele (TEM) Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Çevik Kuvvet Park Polisi Özel Harekat Bu vesileyle 174.yılını kutlayan Polis Teşkilatımızın 8-14 Nisan Polis Haftasını kutluyor, şehit polislerimize Allah'tan(cc) rahmet, emniyet teşkilatımıza kolaylıklar diliyorum. Son olarak, polis teşkilatımızın adeta sloganı haline gelen çok beğendiğim bir sözü paylaşmak istiyorum. ''Herkesin Polisi Kendi Vicdanıdır, Polis Vicdanı Olmayanların Karşısındadır''
12 Nisan 2019 Can BARTU Hayata Veda Etti
CAN BARTU (d. 31 Ocak 1936 - ö. 12 Nisan 2019) Fenerbahçeli efsanevi futbolcudur. 1 Ocak 1961’de, Fiorentina - Glasgow Rangers arasında oynanan final maçında forma giyen, Avrupa Kupaları’nda final maçı oynayan, ilk Türk futbolcusu oldu. İtalyan taraftarlar tarafından, "Sinyor Bartu" şeklinde adlandırılan Bartu, Türk futbolunun unutulmazları arasındaki yerini aldı. Fenerbahçe Spor Kulübü tarihine, basketbol ve futbolla beraber yazılan Bartu, millî Türk takımı formasını hem basketbol hem de futbol sporunda giyen ilk ve tek sporcudur. Bartu, aynı gün içinde, Galatasaray'la oynanan basketbol maçında 28 sayı kaydederken, Dolmabahçe'de de futbol maçına çıkmış ve bir gol atmış bir oyuncudur Gençlik Yılları 31 Ocak 1936’da, İstanbul’da dünyaya gelen Can Bartu, spora, Fenerbahçe’de basketbol oynayarak başladı. Altı kez, basketbol millî takım formasını giyen Bartu, daha sonra Fikret Arıcan’ın aracılığıyla Fenerbahçe’de futbol oynamaya başladı. Futbolculuk Kariyeri Millî takımdaki başarılı futbolu ile dikkat çeken Bartu, 1961’de, İtalya’nın Fiorentina takımına transfer oldu. 1962’de Venezia takımında oynayan Bartu, 1964'te de Lazio’da oynadı. İtalya’da başarılı bir dönem geçiren Bartu, 1967’de, Türkiye’ye dönerek, eski takımı Fenerbahçe ile tekrar yollarını birleştirdi. Teknik ve zarif oyunu ile göz dolduran Bartu, Sarı-Lacivertli forma altında 326 maç oynadı, 162 gol attı. Üç yıl boyunca Fenerbahçe’de forma giyen futbolcu, 1969’da, Metin Oktay'ın, İstanbul'da, Galatasaray - Fenerbahçe arasında oynanan jübilesinde, Metin Oktay kısa bir süre Fenerbahçe forması giyerken, maça Galatasaray formasıyla çıkarak, bu jubileyi ölümsüzleştirmiştir. Millî takım kariyeri 1955 - 1961 seneleri arasında Fenerbahçe’de futbol oynayan Bartu, 28 kez millî oldu. 1958’de Türkiye - Romanya maçında, kaleci Turgay Şeren'in sakatlanması üzerine, maçın son yedi dakikasında kaleye geçti ve bu maçta, Türk millî takımı oyuncusunun, kendi kalesine attığı gol sonucu, 1 gol yemiş oldu. Futbol ve Basketbol Sonrası 1970 yılında futbolu bırakan ve spor gazeteciliği yapmaya başlayan Can Bartu, çeşitli basın ve yayın organlarında futbol yorumculuğu yaptı. 12 Nisan 2019 cuma günü hayatını kaybeden efsaneye Allah'tan rahmet diliyorum. |
| Konuyu Okuyanlar: |
| 1 Ziyaretçi |

